Kadim zamanlarda, uçsuz bucaksız bir çölün ortasında birbirine rakip üç göçebe kabile yaşardı. Bu kabilelerin çadırları, çölde geniş bir üçgen (A, B ve C noktaları) oluşturacak şekilde konumlanmıştı. Su kaynakları tükenince ortak bir karar alındı: Çölün ortasına devasa bir kuyu açılacak ve bu kuyudan her üç kabileye de taştan su kanalları inşa edilecekti.
Sultanın 'Baş Mimar'ı haritayı eline aldı. Üçgenin tam orta noktasını (ağırlık merkezini) işaretledi. 'İşte,' dedi kibirle. 'Kuyuyu üçünün ağırlık merkezine kazacağız.' O sırada köşede bekleyen yaşlı bir derviş öne çıktı: 'Hükümdarım, eğer kuyuyu oraya kazarsanız, toplam uzunluk en kısa mesafe olmaz ve kabileler birbirine girer.'
Baş mimar öfkeyle güldü: 'Bir üçgenin içindeki en adil nokta ağırlık merkezinden başka neresi olabilir ihtiyar?' Derviş, kömür parçasıyla haritanın üzerine eğildi:
Derviş muazzam sırrı açıkladı: 'Kuyuyu öyle bir yere kazmalıyız ki, kuyunun başında durup kabilelerin köylerine baktığımızda, aradaki su kanallarının oluşturduğu açılar tam olarak 120 derece olmalıdır. Ağırlık merkezi bu kusursuz açıyı vermez.'
Peki bu sihirli nokta haritada nasıl bulunacaktı? Sadece bir pergel ve cetvelle: