Silikon Vadisi'nde eksantrik bir milyarder, devasa arazisine üç farklı veri merkezi (A, B, C binaları) inşa etmiştir. Bu binaların dizilimi gariptir: A ve B birbirine uzaktır, C binası ise bu ikisinin arasında ama onlara çok yakındır. Haritada C köşesi 135 derecelik geniş açılı çok yassı bir üçgen oluşur.
Şirketin yeni mezun mühendisleri hemen klasik 'Fermat Noktası' yöntemini uygular: Eşkenar üçgenler çizer ve pergelle merkezi ararlar. Ancak buldukları nokta, arazinin dışında, alakasız bir yere düşer. Çektikleri kablo hiç de 'kısa' olmaz. Bilimsel formüller neden çöktü?
Her popüler bilim kaynağı size üç noktanın 'ortasını' bulmayı öğretir. Ama kimse 'Ya binalardan biri diğerlerinin çok arasına girmişse?' diye sormaz. Matematikteki o inanılmaz kural şudur:
Eğer üçgenin bir köşesindeki açı 120°'den büyük veya eşitse; Fermat noktası o geniş açılı köşenin ta kendisidir! İçeride sihirli bir merkez nokta yoktur.
Neden mi? Ana sunucuyu C binasından çıkarıp arazinin ortasına (örneğin A ve B'ye doğru) 1 metre kaydırırsanız: A'ya ve B'ye giden kabloyu tam 1 metre kısaltamazsınız (açılı gidiyorsunuz). Ama C'den uzaklaştığınız için C'ye giden kabloyu tam 1 metre uzatmış olursunuz! Çok geniş açılı bir üçgende ortadaki noktadan ne kadar uzaklaşırsanız, o noktaya çekilen kablonun maliyeti, diğerlerinden kazandığınız avantajı her zaman yutar.
Siz, o kitabi mühendislerin yanından geçip milyarderin odasına girersiniz: 'Sayın Başkan, arazinize çadır kurup merkez noktası aramaya gerek yok. Ana sunucuyu inşa etmeniz gereken yer, doğrudan C binasının içidir!'