16. yüzyılın karanlık günlerinde, Venedik’in en acımasız ve zengin Tüccar Prensi, devasa servetini saklamak için körfezin sisli uçlarında gizli bir ada zinciri inşa ettirir. Bu ağ, yüzlerce küçük adacık ve onları birbirine bağlayan tahta köprülerden oluşmaktadır.
Prens, mimarını öldürtmeden önce labirentin haritasını alır ve dönemin en meşhur kaçakçısı Giacomo’yu zindanından çıkarttırıp haritayı önüne serer:
Giacomo hücresine döner, karmaşık çizgilere bakar. Binlerce rota denemek imkânsızdır. Sabah gardiyanlar geldiğinde Giacomo haritanın üzerinde uyumaktadır.
Prens, avluda idam sehpasının önünde gülümseyerek sorar: 'Rotayı bulamadın mı kaçakçı?' Giacomo sakince cevap verir: 'Rotayı aramadım Prens. Çünkü masanızdaki o harita bir sahtekârlık eseri.'
Giacomo, sadece doğanın anlayabileceği o evrensel mantığı açıklar: 'Bir köprü düşünün Prens. Her köprünün iki ucu vardır. Biri bir adaya, diğeri başka bir adaya bağlanır. Bu yüzden dünyadaki tüm köprülerin bağlandığı uçları toplarsanız, sonuç her zaman ÇİFT sayı olmak zorundadır.'